Göçmeler Oyunu ![]() Ülkemizdeki Göçmenler
Eğer yaşadığınız hayatın senaryosunu siz yazmamış iseniz başkasının oyununda yeri geldiğinde figüran olmaya da razı olursun. Sırf sahnede kalmak uğruna. Yıllardır Ortadoğu’da ve İç Asya’da (Afganistan, Türkmenistan, Uygur Türkleri) bir tiyatro oynanıyor. Oynana tiyatroda senaryoyu para babaları yazıyor ve onların yönettiği devletlere sadece sahneye koymak kalıyor. Bu süreçte ise en ucuz şey insan hayatı. İnsanlar bir şekilde ya hayatlarından oluyor ya da evlerinden olup yeni bir hayat kurma mücadelesine başlayıp yollara dökülüyorlar. Yıllarca Ege suları bu masum bedenlerin cesetleri ile doldu. Şimdi ise Afgan göçmeler Van dağlarından akıyor. Ama ne senaryoyu yazanlar ne de sahneye koyanlar bu konuyu ciddiye alıyorlar. Çünkü yazılan senaryo da tampon olma görevi Türkiye Cumhuriyeti’ne verilmiştir. Bedeli de bellidir onlar açısından. TC ise bu oyunda rol alıp almamak konusundaki tercihini sırf sahnede olmak merakından kabul etmiş ve karşılığında kendisine verilen oyunculuk ücretini dahi almadan, alacağından çok daha fazlasını harcamak durumunda kalmıştır(ekonomik ve kültürel). Ayrıca ciddi bir “kaçak ve ucuz işçilik” ortamı yaratılmış bu nedenle de kendi vatandaşlarımızın işsiz kalmasına sessiz kalınmıştır. Bunun adına da “insani görev” diye bir kılıf uydurularak üstü örtülmeye çalışılmıştır. Bütün bu olayları “Alıştım ve İsyanım Var Sana Hayat” şiirim ile anlatmaya çalıştım. İşte bir bölüm. İnsanlık kana büründü, çocuklar gülmez oldu Doların her şeyi almasına isyandayım
Aylan Bebek dalgalarla karaya vururken Şeker yememiş çocuklar her yerde Bu arsızların açlığına isyandayım. Ölümün soğuk yüzüne isyandayım,
İşin en acısı sizin bu alkışlamalarınıza isyandayım. Artık ayağa kalkın. Bırakın alkışlamayı Değiştirin dünyayı.[1] Gelelim son günlerde yaşanan Afganistan göçmenlerine. Dedik ya ortada yazılan bir senaryo var ve sahneye koyanlar belli. Biz ise sahnede olmak adına figüran olmayı kabul edeceğiz. Dedik ya konu “İnsani Görev”. Nedense yeri geldiğinde İnsan Hakları nutku atan dünya, bu durumda da tıpkı Suriyelilerde olduğu gibi; “İnsani Görevi” üstlenme rolünü Türkiye Cumhuriyeti’nin oynaması üzerine yazmışlar. Ancak kendi köyümüzde, köylümüze tiyatroda sahne aldığınızı, hatta başrol oynadığınızı söyleyip ve alkış almayı düşünüyoruz. Mesele bu kadar basit. Bir yıl önce çıkan “RENCİDE GÖLGELER SOKAĞI” kitabımı yazarken tam iki yıl kâğıt toplayan çocukların hayatını inceledim. Onlarla yaşadım. Suriyelisi de vardı. Afganistanlısı da. Rencide edilmiş bir yaşamın içinde idiler kitabımla sadece rencide edilmiş bir yaşamı değil gözlerden saklanan insan ticaretine de dikkat çekmek idi. Bu konuyu görüştüğüm bir kâğıt toplayıcı işletmecisine; “bu çocukların sürekli çöp içinde olmaları nedeniyle sağlık konusunu ne yapıyorsunuz?” Dediğimde şöyle demişti “Abi, sağlık masraflarını biz karşılıyoruz. Kaçak olduklarına ise bakma. Suriyeli ise zaten sorun yok. Çok kolay. Ama ben Suriyeli ile çalışmayı tercih etmiyorum. Afganlar daha dürüst. Onlarda Van’a ayak bastıktan sonra gerisi kolay. Arık güvendeler” [2] Yani tekrar başa dönersek. Bir tiyatro oynanıyor adına “İnsanlık Dramı” denilen. Ne yazanı biziz ne sahneye koyanı. Sırf sahneye görünmek ve köyümüzde hava atmak için figüranlığa razı olduğumuz bir oyun bu. Perde kapanmadan da sonunu göremeyeceğiz. Keşke sahneye büyük usta Münür Özkül çıksa ve o meşhr repliğini söylese “ Gün ağarır, replikler yerine kaçışır: Perde” MÜNİR ÖZKUL PERDE Fasulyeciyan Tiradı - YouTube
[1] Şiirin tamamı için "İdil 2" Numan Aydınoğlu [2] Detaylar için “RENCİDE GÖLGLERE SOKAĞI- Numan Aydınoğlu- Epsilon yayınları” |
938 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |